Ben çobanlığa tutkun olduktan sonra ha bir koyun ha bir sürü…
Birisiyle gidersin de gelmeyebilirsin, gelemeyebilirsin; düşersin de kalkmayabilirsin, kalkamayabilirsin. (Çünkü şartlara göre kararların ve yeterliliklerin değişir.)
Mutluluk şarabı yalnız içilmez. (Çünkü insan, “biyo- kültürel ve psiko -sosyal varlık” olarak tanımlanıyor; tanımı dışına düşen mutlu olamaz.)
Çoğu zaman Allah benden razı da kul razı değil.
Bağları bozmaya rüzgâr yeter. Rüzgâr, yapar da yıkar da… (rüzgâr: 1. zaman 2. yel)
Acıyla aramıza girdiği için akrebin -yılanın zehri kıymet kazanır. İnsan elinden geldiğince acıları ayıklamalı.
Karpuz ne kadar yamuk olursa olsun kökü onu besler (veya köküyle ilişkisini kesmez veya köküne dönük durur.)
Yongasız can, nalsız at zırhsız savaşçı gibidir. o da gider gittiği yere kadar.(“Bizim canımız da yongasız olsun”demek zaman röleli intihardır.)
İnsanlar yaşadıklarını yazmak zorunda olsalardı yaşadıkları çok şeyi yaşamazlardı. Yazmak ciddiyettir. Yazmak, görüntülemek, kamera kaydı almak gibi, bir şahidin varlığı gibi insana çeki düzen verir.
Sarp yamaçta bir yol açıldığında oradan kuzu da gider kurt da…
Bir yoldan gidilir de gelinir de.
Sen büyük kap uzat da Tanrı kaç kepçe koyarsa koysun.
Şeytanın sesi cart kırmızıdır; fark edilir aslında.
Aldatma korkudandır ve korkmak suç değildir; korkunç olmayınız.
Herkes ev süpürür de gübürü eşikten atlatamaz.
“Hayır” demek kimlik göstermektir. Alternatif yaşam üretme becerisinin göstergesidir.
Karı-koca da birbirinin duvar komşusudur. (“Karım/kocam benim duvar komşum” diyen doğru söyler.)
Bir nehir, başka türlü akamadığından öyle akar?
Baltayı hangi dala vurduysam, o düştü yere.
Aslanın izini süren aslan kadar yiğit olmalı.
(halk) of konumundaysa bütün yayınlar boşa. Off konumundakilere yayın yapılmaz.