İçeriğe geç
- Küfür, soyut/manevi bir silahtır. Olur olmaz yerde çıkartılmamalıdır.
- Ekileni bilmeden biçileni, niyeti bilmeden ekileni yargılayamazsınız.
- Ben çobanlığa tutkun olduktan sonra ha bir koyun ha bir sürü…
- Birisiyle gidersin de gelmeyebilirsin, gelemeyebilirsin; düşersin de kalkmayabilirsin, kalkamayabilirsin. (Çünkü şartlara göre kararların ve yeterliliklerin değişir.)
- Toprak, rahimdir.
- Ümit, istatistik tabanlıdır. Sezgiyle akrabalığı buradandır.
- Mutluluk şarabı yalnız içilmez. (Çünkü insan, “biyo- kültürel ve psiko -sosyal varlık” olarak tanımlanıyor; tanımı dışına düşen mutlu olamaz.)
- Çoğu zaman Allah benden razı da kul razı değil.
- Bağları bozmaya rüzgâr yeter. Rüzgâr, yapar da yıkar da… (rüzgâr: 1. zaman 2. yel)
- Acıyla aramıza girdiği için akrebin -yılanın zehri kıymet kazanır. İnsan elinden geldiğince acıları ayıklamalı.
- Karpuz ne kadar yamuk olursa olsun kökü onu besler (veya köküyle ilişkisini kesmez veya köküne dönük durur.)
- Yongasız can, nalsız at zırhsız savaşçı gibidir. o da gider gittiği yere kadar.(“Bizim canımız da yongasız olsun”demek zaman röleli intihardır.)
- İnsanlar yaşadıklarını yazmak zorunda olsalardı yaşadıkları çok şeyi yaşamazlardı. Yazmak ciddiyettir. Yazmak, görüntülemek, kamera kaydı almak gibi, bir şahidin varlığı gibi insana çeki düzen verir.
- Sarp yamaçta bir yol açıldığında oradan kuzu da gider kurt da…
- Bir yoldan gidilir de gelinir de.
- Sen büyük kap uzat da Tanrı kaç kepçe koyarsa koysun.
- Şeytanın sesi cart kırmızıdır; fark edilir aslında.
- Aldatma korkudandır ve korkmak suç değildir; korkunç olmayınız.
- Herkes ev süpürür de gübürü eşikten atlatamaz.
- “Hayır” demek kimlik göstermektir. Alternatif yaşam üretme becerisinin göstergesidir.
- Karı-koca da birbirinin duvar komşusudur. (“Karım/kocam benim duvar komşum” diyen doğru söyler.)
- Bir nehir, başka türlü akamadığından öyle akar?
- Baltayı hangi dala vurduysam, o düştü yere.
- Aslanın izini süren aslan kadar yiğit olmalı.
- (halk) of konumundaysa bütün yayınlar boşa. Off konumundakilere yayın yapılmaz.
- Niyetin mağlubiyetinden öfke doğar. Öfke mağlup niyetlerin sevimsiz, istenmeyen, belalı çocuğudur.
- İyiliğin kaderi, her zaman ve her halükarda “az” bulunması /hissedilmesidir.
- Kimilerinin günlüklerine yazdıkları kap kara yazılar, defterlerini öyle boyamıştır ki ömürlerinde açacakları beyaz sayfa kalmamıştır.
- Tanrı, -hâşâ- alzaymır olmaz; haberiniz olsun.
- Yaralar, açıldıkları sırayla iyileşmez; cins, şekil, derinlik ve bakım iyileşme sırasını değiştirir.
- Islığını satma. (Islığını satacak kadar borçlanma.)
- Aşk, yel gibi, sel gibi doğal afettir; kimi gönlünü kaptırır; kimi aklını da kurtaramaz.
- Estetik yargı, kişisel istatistik tabanlıdır; hatta en başından, algı kişisel istatistik tabanlıdır ve bu yüzden beğeni de görelidir.
- Hangi dalı kestiysem ötekiler sevindi.
- Çapadan kurtulan yabani otların bir şımarık büyümeleri vardır ki onları daha göze batar yapar.
- Aşılı ağaçlar, korunmaz, önlem alınmazsa şiddetli rüzgarlarda aşı yerlerinden kırılır.
- Madem ki ölüme mahkum edilmiş olarak doğuyoruz, müebbeden, içerinin tadını çıkartarak ,(özgürmüşüz gibi) yaşayalım.
- Ecza dolapları da bir tür avadanlıktır.
- Geçmiş, belki de hiç geçmez.
- Akıllılar şeytandan hiç ayrı gezmez; gereksinimi var ona. Suçu atacağı bir ortağı bulunsun di mi yanında?
- Aldatma, korkunun gayr-ı meşru çocuğudur.
- Baş, gerçekliği ayağın bastığı yere göre algılar.
- Kalbi tekleyenler, yarım işlerini yeniden sıraya koyarlarmış. o işi, o güne bırakmayın.
- Çevrenizdeki insanların ne dediklerini, ne düşündüklerini önemsiyorsanız, gömleklerinizin sırtını ön yüzünden daha özenli/dikkatli ütülemelisiniz.